Facebook ile giriş yapın

28.Temmuz.2012

Röportajlar > Retail News Dergisi RöportajıKemal YAMANKARADENİZ

Patent firmaları bildiğiniz gibi vekillik ofisleridir. Sundukları hizmetler ise sınaî haklar alanında danışmanlık sağlamaktır.

Beğen / Favorilere Ekle

Bir patent firmasının verdiği belli başlı hizmetler nelerdir? Ülkemizde ve dünyada patent hizmeti veren kaç firma var?
Patent firmaları bildiğiniz gibi vekillik ofisleridir. Sundukları hizmetler ise sınaî haklar alanında danışmanlık sağlamaktır. Marka tescili, patent ve endüstriyel tasarım tescili için vekillik yapmak ana faaliyetleri arasında yer almaktadır. Tabi sadece bu hizmetleri vererek bir patent firması olunmuyor. Biz sektörün ilk kurulan firmalarından birisi olduğumuz için sorumluluklarımız da bir o kadar fazla durumda. Bu noktada müşterilerimize daha iyi hizmet verebilmek için farklı ürünler gelitirerek çeşitli hizmetler sunuyoruz. Müşterimizi sadece hizmet aldıklarında değil, sonraki aşamalarda da yalnız bırakmıyoruz. Marka takibi, marka araştırması, patent izleme gibi farklı birçok hizmetlerimizle müşterilerimize hem yurtiçinde hem de yurtdışında danışmanlık ve vekillik hizmeti sunmaya devam ediyoruz. Öyle ki bünyemizde bulundurduğumuz Ürün Geliştirme bölümümüzde her geçen gün yeni fikirler üreterek hem müşterilerimize daha iyi hizmet vermek hem de değişen dünya şartlarında inovasyonel gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Ülkemizde ve Dünya’da sınaî haklar alanında vekillik yapan çok fazla firma bulunmaktadır. Ama önemli olan doğru hizmet ve müşteri memnuniyetini sağlamaktır. Destek Patent olarak sektörün ilk ve tek ISO 9001 kalite yönetim belgesine sahip kurumu olmamız bu alanda kendimize güvenimizi de artırıyor. 40 bini aşkın müşterimizin desteğiyle resmi istatistiklere göre 1995’ten beri Türkiye’nin birinci patent firmasıyız. Dünya markalar liginde ise Avrupa’da açıklanan TOP 100 Marka Müracaatları İstatistiklerine göre Uluslararası Madrid Marka Müracaatları’nda son üç yılın Dünya İkincisiyiz. Bunu da müşterilerimize sağladığımız yüksek kaliteli hizmetimizin olumlu bir yansıması olarak değerlendiriyorum. Sonuç olarak ülkemizde ve Dünya’da da konu sınaî mülkiyet olunca kaliteli hizmet veren firma sayısı daha da önem kazanıyor.

Türkiye’de kaç tescilli marka bulunuyor? Yılda kaç tane patent alınıyor? Patent sektörünün Türkiye’deki ve dünyadaki yıllık cirosu nedir?
TPE’nin açıklamış olduğu son veriler ışığında değerlendirirsek sadece 2011 yılında geçtiğimiz yıla göre başvurularda %30’luk bir artış gerçekleşerek yaklaşık 112 bin marka koruması için başvuru yapılmıştır. Toplamda tescil ile koruma altına alınan marka sayısı ise yarım milyon eşiğine dayanarak 483 bin 120 olmuştur. Markalaşma için başvuruların artışındaki ivme katlanarak devam etmelidir.
Patent konusunda bilinçlenmeye başladık. Zira 2011 yılında geçtiğimiz yıla göre %15’lik artışla ulaşılan başvuru sayısı 13 bin 485’dir. Her ne kadar bu rakamlar artış gibi gözükse de alınan patentlerin yerli üretim olmasına dikkat edilmelidir. 2011 yılı gerçekleşen toplam başvuru içindeki 4.000’ni aşan yerli başvuru oranını ne kadar artırırsak dünya patent liginde söz sahibi olma gücümüz o kadar artacaktır diye düşünüyorum.


En fazla hangi ilimiz patent alıyor?

Sanayi ve ticaretin merkezi konumundaki İstanbul her zaman olduğu gibi birinciliği kimselere kaptırmıyor. Özellikle yoğunlaşan sanayi bölgelerinin ve global markaların merkezlerinin İstanbul’da yer alması şehrin en önemli avantajı. Başvuru istatistiklerine bakıldığında otomotiv sanayinin merkezi konumundaki Bursa Patent başvurularında İstanbul’un ardından ikinci duruma geldi. Sonuç olarak Patent başvurusunun fazla olduğu illerimizde sanayi ve üretimin direkt olarak etkili olduğundan söz edebiliriz.

En çok patent alan sektör hangisi?

Dünya genelinde başvuruların en çok yapıldığı alan tıbbi ilaç sektöründe olduğu tartışmasız olduğu görülmektedir. Ülkemize yapılan ve yurtdışından alınan başvurularda da bu sıralama değişmemekte ve açık ara önde gitmektedir. Yerli başvurulardaki yoğunluğun ise tarım alanında, medikal ve insan sağlığına yönelik ürünlerin yanında mobilya ve otomotiv sektöründe yoğunlaştığını görmekteyiz.


En çok hangi firmanın/kişinin patenti var?

Bakıldığında Arçelik patent konusunda Türkiye’nin lideri, şu anda aktif halde olan 8300 patentin 1000 den fazlası Arçelik firmasına ait durumdadır. Arçelik patent konusunda sağlam adımlar atarak aynı zamanda cirosunu da katlıyor. Ticari hayatta Patenti değere çeviren ve ciddi ar-ge çalışmaları yapan kuruluş olarak dikkatimizi çekmektedir.
Türkiye’deki ilk patent ne zaman alındı? Sektörün nasıl bir geçmişi ve birikimi var?
Kaynaklara göre ilk patent’in ne zaman alındığı ile ilgili net bir bilgi elimizde yok. Fakat Osmanlı Devleti zamanında bu konuya oldukça değer verilmiştir. 1879 yılında kabul edilen “İhtira Beratı” ile Patent Kanunu’nu kabul eden ilk 10 ülke arasına girmişiz. Türkiye olarak bu maratona ilk girenler arasında olmamıza karşın, şu anda durumumuz biraz manidardır. Zira Türk Patent Enstitüsü’nün kuruluş tarihi 1994’tür.

Patent sektörünün dünyadaki durumu ile Türkiye’deki durumunu karşılaştırdığınızda nasıl bir tablo ortaya çıkıyor. Eksiklerimiz neler?
Patent konusu bakıldığında aslında bir kültür meselesidir. Dünyada patent olgusu bir sistematiğe oturtulmuş ve ülke ekonomilerinin GSYİH içindeki oranlarında önemli yer tutmaktadır. Özellikle üniversitelerde her yeni buluş patentlenerek korunuyor, sonrasında sanayi ve endüstriye transfer edilerek gelir elde ediliyor. Bu tabloya ülkemiz açısından bakıldığında karamsarlığa gerek olmadığı kanaatindeyim. Son günlerde yaşanan gelişmeler ışığında konuşursak; Devlet desteği ve özel teşebbüslerin artırılması yönündeki çalışmalar ülkemizde de artık patent bilincinin yerleşmeye başladığını açıkça göstermektedir. Yapmamız gereken tüm kesimlerde kendimizi dünya ile karşılaştırarak eksiklerimizi ve mevcutlara yapabileceğimiz katkılar yönünde odaklı çalışmalar yapmaktan geliştirmemiz gerekiyor.


Ülkemizde patent bilinci istenilen düzeye geldi mi? Bir firmanın onlarca farklı sektör için patent aldığına tanık oluyoruz. Bu doğru bir uygulama mı?

TPE’nin verilerine göre patent korumasında artan rakamlar aslında bu yönde olumlu bir değişikliğin olduğunu göstermektedir. 2011 yılında koruma altına alınan patent ve faydalı model tescil sayısın 13 bin 485 olması bunun en açık göstergesidir. Bu bağlamda evet patent anlamında bir bilinç oluştu fakat istenilen düzeye gelebilmek için daha çok çalışarak daha fazla üretmeliyiz. Özellikle Ar-Ge ve inovasyona oldukça fazla önem vermeliyiz. Kurulan Ar-Ge merkezleri ve Tekno Parklarda üretime dayalı motive eden bir sistemin geliştirilmesiyle patent bilincini giderek istediğimiz düzeye getirmeliyiz.

Bir firmanın farklı sektörlerde patentlerinin olması global ekonomilerde olmazsa olmaz koşuldur. Baktığımızda PHILIPS elektirikli ev aletlerinden, dizüstü bilgisayara, led aydınlatmadan, beyaz eşyalara kadar farklı sektörlerde üretim ve yenilik yaparak patent alıyor. Bu da marka bilinirliğini ve patentle gelen marka prestijini katlayarak artırıyor. Sonuç olarak üretim yapıp patent almak çok doğru bir uygulamadır. Bu bilinci ülke olarak biz de kavramalıyız.

Türk Ticaret Kanunu’nda ticari unvan, ürün ve marka tescili hakkında yapılan değişiklikleri içeren torba yasa tasarısı patent sektörünü nasıl etkiledi? Patent sektörünün ilave bir düzenlemeye ihtiyacı var mı?

Sınai mülkiyet hakları alanında yaşanmakta olan taklide dayalı ihtilafların çözümünde ve hızlı karar için özel kanunların olmasında büyük yarar var. Son yıllarda marka patent ve özellikle endüstriyel tasarım konularında yaşanan ihtilafların çözümünde KHK ile getirilen düzenlemelere göre hüküm verilmeye çalışıldı. Ancak özel kanuni düzenlemeler olmadığı için bu alanda verilen hüküm ve kararlar uygulamadaki diğer kanunlarla çeliştiğinden çoğu kez uygulanamaz duruma düştü. Torba yasayla bir nebze olsun patent sektörüne yönelik kanuni düzenlemeler sınai mülkiyet haklarına olan güven ve inancı arttıracaktır. Aslında patent alanında çok daha özel kanuni ve hukuki düzenlemelerin yapılarak kanunlaştırılması gerektiğine inanıyoruz.

Patent alma konusunda üniversitelerle yeterince işbirliği yapıldığını düşünüyor musunuz? İş dünyası bu konuda gerekli sorumluluğu üzerine alıyor mu? Üniversite ortaklığıyla alınan patent sayısı belli midir?
Son zamanlarda basından da takip ettiğimiz gibi sanayi odaları ve üniversitelerin bir araya gelmeleri çok doğru bir adımdır. Doğru bir adımdır ve aynı zamanda biraz gecikmiş bir adımdır. İnovasyon temelli düşünceyle gerçekleştirilecek sanayi üniversite işbirliği çalışmaları 2008 yılından beridir Destek Patent A.Ş. olarak bizim programımızda ve gündemimizde yer almaktadır. Bu konuyla ilgili olarak somut adımlar atıyoruz. İlk olarak İstanbul Kültür Üniversitesi ile işbirliğine girerek, “İş Garantili Patent Mühendisliği Sertifika Programı”nı Mart ayı itibariyle başlatıyoruz. Dünya’da patent nasıl ki üniversitelerde üretilip sanayiye transfer ediliyorsa, bizde de bu şekil olmalıdır. Bakıldığı zaman iş dünyası konunun üzerine tam anlamıyla eğilemiyor. Bilim merkezi olan üniversitelerimizde her biri bir değer olarak oluşturulan bitirme tezlerinin yurtdışında patent değerinin olması konusunda fazla bilgimiz bulunmuyor. Bu yüzden iş dünyasının radikal kararlar alarak yapması gereken nitelikli Ar-Ge merkezlerinin kurulmasına öncülük edip, üniversitelerle dirsek temasını kuvvetlendirmektir. Üniversitelerimizin bugüne kadar almış olduğu toplam patent sayısı 40’tır. Dünya’da üniversitelerin patent sayılarına baktığımda aradaki farkı daha net görebilirsiniz. ABD’deki üniversitelerin yılda 206 bin patent aldığını görüyoruz. Aynı şekilde Güney Kore 33 bin, Japonya 17 bin 500 patent alırken, taklitçi diyerek nitelenen Çin’de üniversiteler yılda 45 bin’nin üzerinde patent almaktadır. Burada şapkamızı önümüze koyup düşünmeliyiz. Zira bu ülkeler süper ekonomiye sahip ülkeler olarak global ekonominin dinamikleri olmaya devam ediyorlar.


Ülkemizin ihracatında “markalı” ve “patentli” mal ihracı ne kadar yer tutmaktadır? TİM’in uygulamalarını yeterli buluyor musunuz?
Maalesef bu konuda kayda değer bir ihracatımızın olduğunu söylememiz mümkün değil. Halen katma değerli ürün üreterek kendi markamızla yurtdışı pazarlara sunma konusunda ciddi bir çaba içinde olduğumuz söylenemez. Son yıllarda Ekonomi Bakanlığı tarafından yurtdışı markalaşma ve tanıtım desteği adı altında firmalarımıza ciddi anlamda mali destekler yapılmaktadır. Yapılan bu desteklerin uluslar arası alanda Türk Markası oluşturmaya yönelik olması sevindiricidir. TİM tarafından belirlenen 2023 yılına kadar 500 milyar dolar ihracat hedefine ulaşmak için mutlaka katma değerli ürünler üreterek kendi markalarımız ile yurtdışı pazarlarda yer almamız gerektiğine inanıyoruz.

Ülkemizdeki patent başvurularının sadece 3’te biri “yerli” başvurulardan oluşuyor. Sanayicimiz AR-GE’nin önemini kavrayamadı mı? Bu konuda neler düşünüyorsunuz?
Burada her zaman söylediğimiz durunu gerçekleştirmek gerekiyor. Üretimi teşvik etmek, Ar-Ge merkezleri kurmak tek başına yeterli değildir. Kurulan merkezlerde Ar-Ge çalışmaları yapmak en önemli araçlardan birisidir. Şöyle ki, Amerika’daki John Hopkins Üniversitesinde çalışan akademisyenler yılda yaklaşık 12 milyon dolarlık patent ve lisans anlaşması yapıyorlar, bu rakamın yaklaşık dörtte biri ise kendilerine ödeniyor. Burada hem üniversite, akademisyen, üretici herkes bir fayda sağlıyor. Bu yüzden Ar-Ge’nin öneminin daha iyi anlatılmasına ihtiyaç var. Sanayicimizin yapması gereken öncelikle Ar-Ge istihdamını sağlayabilmektir. Yerli sanayici yerli üretim yaparak hem ekonomiye katkı sağlayacak hem de patentli ürünlerini dünya pazarına rahatça çıkarabilecektir. Bugün patent başvurusu verilerine baktığımızda Manisa’nın İstanbul, Bursa, Ankara’dan sonra dördüncü sırada olduğunu görürüz. Bir Anadolu şehrimizin bu şekilde üst sıralara tırmanmasında hiç kuşkusuz ki yapılan sanayi çalışmalarının etkisi büyük. Aynı zamanda Vestel firması da yapmış olduğu Ar-Ge ağırlıklı çalışmalarıyla Manisa’nın üst sıralarda yer almasında etkili olmuştur. Buradan da anlamaktayız ki Ar-Ge merkezlerinin yoğun olduğu illerde patent başvuruları da paralel olarak artmaktadır. Yapmamız gereken yerli üretim, yerli üretim için Ar-Ge merkezleri ve sonuç olarak patente dayalı üretimi hızlandırmaktır.

Kemal YAMANKARADENİZ
DESTEK PATENT A.Ş.
Yön. Krl. Başkanı & Avrupa Patent Vekili

Yorumlar

 
Hanife Erciyas
Açıklayıcı bilgilendirmeniz için teşekkür ederim.
faruk yıldız
Verilen bilgiler çok faydalı, çok teşekkürler.
sadık parmaksız
Markalaşmanın önemini anlatabilmek için televizyondaki kamu spotlarından daha fazlası gerekiyor, ilgili kurumların bu konuda çalışmalarını artırması gerektiğini düşünüyorum.
Sedat Kızılay
Bu tarz bilgilerin sanayicilerle paylaşılması önem arz etmektedir. Dolayısıyla sanayicilerin ortak kullanımına hizmet veren web siteleri üzerinden bu portala link verilerek erişim sağlanması yararlı olacaktır.
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız

Paylaş
PinIT

Bizi Sosyal Medya'da Takip Edin: